Sınıf ortamı. Teneffüste olan öğrenciler dağınık bir şekilde sınıfta durmaktadırlar. Ön sırada oturan

iki kız öğrenci kendi aralarında konuşmaktadır.

 

SELİN- Neyin var Ayşe? Bugün çok dalgınsın. Seni üzen bir şey mi var?

 

AYŞE- Bi’şey yok…

 

SELİN- Hadi canım, ben seni bilmez miyim? Bal gibi üzgünsün işte…

 

AYŞE- Selin, sen benim en iyi arkadaşımsın değil mi?

 

SELİN- Tabi en iyi arkadaşınım. Hadi söyle, ne oldu?

 

AYŞE-( Önüne bakarak)  Selin, galiba annemle babam ayrılacaklar…

 

SELİN-( Heyecanla)  Gerçekten mi? Nerden biliyorsun? Annen mi söyledi?

 

AYŞE- Hayır, annem söylemedi. Ben dün uyumaya çalışırken onların yüksek sesle konuştuklarını duydum; kavga ediyorlar sandım. Kulak kabarttım. Annem: “ Bizim ayrılmamız Ayşe’yi çok üzecek.

Bu durumu ona nasıl açıklayacağız?” diye sordu. Babam da: “ Ayşe çok akıllı bir çocuk. Eminim bizi anlayacaktır.” dedi. Sonra annem: “ Yavaş sesle konuş! Ayşe bizi duyabilir “ dedi. Daha sonra ne konuştuklarını duyamadım. Sabaha kadar uyumadım. ( Sıraya başını yan koyarak ) Hem çok üzgünüm hem de uykusuz…

 

SELİN- Canım arkadaşım benim. Belki de yanlış anlamışsındır. Üzülme. Hem bu her şeyin sonu değil ki! Anneler ve babalar ayrılsa da çocuklarını çok severler. Hem bak, benim annemle babam da ayrı; ama ben ikisini de görüyorum.

 

AYŞE-( Başını sıradan kaldırır) Ama Selin, sen her zaman bana “anneme gidiyorum, babamı özlüyorum; babama gidiyorum, annemi özlüyorum” demez misin? Ben okuldan eve gittiğimde beni annemin karşılamasına, akşam olunca da babamın işten gelip birlikte yemeğe oturmamıza öyle alıştım ki! Ben, ikisini de aynı evde görmek istiyorum.

 

SELİN- Haklısın…( Birden sinirlenir) Hiç anlamıyorum şu anne babaları. Madem ayrılacaklar niye çocuk yapıyorlar? Zaten olan bize oluyor.

 

AYŞE- Tabi ya, niye masallardaki gibi olmuyor? Anneler, babalar ve çocuklar ömür boyu mutlu mutlu yaşamıyorlar?

 

SELİN- Kızım, masal bu masal. Gerçekler başka…

 

( Bu arada yanlarına arkadaşları Didem yaklaşır. Ayşe ve Selin konuşmayı keserler.)

 

DİDEM- Hadi koşmaca oynayalım

 

AYŞE- Yok Didem. Biz oynamayacağız. Sen başkasıyla oyna…

 

DİDEM- Neyiniz var? Bana küstünüz mü?

 

AYŞE- Yok canım, niye küselim? Ben biraz yorgunum da…

                                                                               1

DİDEM- İyi, zaten benim de oynamaya isteğim yoktu. Yanınıza oturabilir miyim?

 

SELİN- Otur tabi. N’oldu? Niye oynamak istemiyorsun?

 

DİDEM- Çocuklar, biliyor musunuz? Yarın Anneler Günü…Ben anneler gününden nefret ediyorum! Niye böyle bir gün yaparlar ki! Annesi olmayan çocukları niye düşünmezler?

 

SELİN- Canım benim. Haklısın. Senin annen öldü ama şunu bil ki çok şanslısın; çünkü seni çok seven bir üvey annen var. Sen de onun gününü kutlayabilirsin.

 

DİDEM- Evet, aslında doğru; ama ben Serpil annemi çok sevmeme rağmen annemin de hayatta olmasını isterdim.

 

AYŞE- Yani annen baban ayrılsalardı bile mi?

 

DİDEM- Elbette. O zaman her ikisini de özlediğimde görebilirdim. Ama şimdi annemi görmem imkânsız.

 

AYŞE- Haklısın Didem. Aslında benim bu kadar çok üzülmemem gerekiyor.

 

DİDEM- Sen neden üzülüyorsun ki? Senin annen de baban da ayrı değiller.

 

AYŞE- Boşver( Arkadaşı Didemi öper) Sonra anlatırım. Bak, ben anneme en sevdiği parfümü alacağım Anneler Gününde. Sen de benimle gel. Birlikte Serpil Annene de bir hediye seçelim. Hem annem sana yardımcı olur. En çok ne sever Serpil Annen?

 

DİDEM- Kitap…( Gülerek) Tam bir kitap kurdu o… O kadar çok okuyor ki… Eminim gözlükleri bu yüzden takıyor. Çok okumaktan gözleri bozulmuş.

 

AYŞE- Akıllım hiç olur mu? Öyle olsaydı Türkiye’de insanların hiç gözlük takmaması gerekirdi. Çünkü Türkiye’de kitap okuyan çok az.

 

DİDEM- Doğru… Bak öğretmenimiz de çok kitap okuyor; ama gözlük takmıyor. Yaramaz Ali de hiç kitap okumaz; ama gözlük takıyor.

 

( Hep birlikte gülerler)

( Zil çalar. Öğrenciler yerlerine otururlar. Sınıfa öğretmen girer.)

 

ÖĞRETMEN- Beslenmelerinizi yediniz mi çocuklar?

 

SINIF- Eveeeet !

 

ÖĞRETMEN- Aferin size. Pekiii, ellerinizi yıkadınız mı?

 

SINIF- Eveeet öğretmenim!

 

ÖĞRETMEN- Çocuklar, canlıların hepsi faydalı değildir. Kirli bir el üzerinde veya fırçalanmamış bir ağızda milyonlarca bizim hasta olmamıza yol açan mikroplar vardır. Bu canlılara bakteri, virüs, mikrop gibi adlar verilir.

 

ALİ- Öğretmenim, annem bana kızdığı zaman hep “mikrop” der. Onu hasta ettiğim için mi?

 

( Bütün sınıf güler)                                         2

ÖĞRETMEN- Bilemem Ali, en iyisi sen bunu annene sor.

 

GÖKTUĞ- Öğretmenim, annem bana da “ sen benim ilk gözağrımsın” der. Bu kötü bir şey mi? Ben ağrı mıyım?

 

ÖĞRETMEN- ( Güler) Hayır oğlum. Bunun anlamı” ilk değerli varlığımsın “ demektir. Bugün herkes annesinden söz etmek istiyor galiba… Yoksa nedeni yarının Anneler Günü olması mı?

 

BURCU- Öğretmenim, babam: “ Anneler Günü para harcamak için uydurulmuş bir gündür. Parası olan da olmayan da bir şeyler almak zorunda kalıyor” diyor. Sizce de doğru mu?

 

ÖĞRETMEN- Çocuklar, böyle bir günde parayla hediye almak zorunda değilsiniz ki… Önemli olan bu günde annenizi bir şekilde mutlu etmek. Ne bileyim, mesela o gün  babanızla birlikte annenize kahvaltı hazırlayabilirsiniz… Ya da odanızı toplayabilirsiniz… Ya da onu ne kadar sevdiğinizi söyleyip öpebilirsiniz…

 

BAŞAK- Öğretmenim, doğru söylüyorsunuz. Arkadaşımız Hasan’ ı gördüm okula gelirken. Söylemeyecektim; ama madem konu açıldı, söyleyeyim. Hasan’ın bugün okula gelmemesinin nedeni, simit satması…

 

ÖĞRETMEN- Kızım, simit satmak kötü bir şey değil ki… Hem zaten Hasan okul dönüşü satıyor simitlerini. Bugün niye gelmemiş?

 

BAŞAK- Onu anlatıyorum öğretmenim… Hasan bugün her zamankinden daha çok simit satıp, annesine hediye almak istiyormuş… Onun için bugün gelmedi.

 

ÖĞRETMEN- Hasan hem çalışkan hem de akıllı bir çocuk. Ama onun simit satması okuluna engel olmamalı. Okul ve eğitim her şeyden önce gelir. Pazartesi onunla konuşurum. Galiba Burcu’nun babasının haklı olduğu yanlar var.

 

DİDEM- Öğretmenim, ben anneme kitap alacağım olur mu?

 

ÖĞRETMEN- Niye olmasın? Ancak kitap seçimini babanla birlikte yaparsan daha iyi olur.

 

BİRCE- Öğretmenim, ben anneme bir şiir yazdım, onu hediye edeceğim!

 

ÖĞRETMEN- ( Birce’nin başını okşar) Bu çok güzel bir hediye Birce. Bize de şiirini okur musun?

 

BİRCE- Okurum öğretmenim. Ben ilk defa seni görmüşüm anne

                                                  İyi ki görmüşüm

                                                  Ben ilk defa seni sevmişim anne

                                                  İyi ki sevmişim

                                                 

                                                  Anneler olmasaydı bu dünya

                                                  Ne karanlık ne soğuk olurdu

                                                  Ben sensiz üşürdüm anne

                                                  İyi ki varsın

 

( Bütün sınıf Birce’yi alkışlar)        

 

ÖĞRETMEN- Aferin benim küçük şairim. Çok güzel bir şiir olmuş… Bence çok anlamlı bir hediye olacak bu.

                                                                          3

PELİN- Öğretmenim! Sizin de Anneler Gününüz kutlu olsun! Siz de bizim annemiz sayılırsınız.

 

ÖĞRETMEN- Teşekkür ederim Pelin. Doğru söylüyorsun. Zamanınızın çoğunu benimle geçirdiğinize göre, ben de artık anneniz sayılırım.

 

MURAT- Öğretmenim, geçen gün televizyonda bir haber seyrettim. Yavruları yanan bir köpek ağlıyordu ve onları yalayarak iyileştirmeye çalışıyordu. Hayvanlar da ağlar mı öğretmenim?

 

ÖĞRETMEN-Hayır Murat, bildiğimiz biçimde ağlayamaz. İnsanlar gibi gözyaşı dökemez; ama onlar da en az bizim kadar üzülürler ya da mutlu olurlar. Canlı olduklarına göre hayvanlara da en az insanlar kadar değer vermeliyiz. Onları korumalıyız değil mi çocuklar?                                         

 

SINIF- Evet öğretmenim!

 

KARDELEN- Arkadaşlar, hadi hep birlikte “ Annem “ şarkısını söyleyelim! ( Öğretmene döner) Söyleyelim mi öğretmenim?

 

ÖĞRETMEN- Tabi Kardelen. Eveeet çocuklar, hadi bakalım, hep birlikte

 

              Bütün öğrenciler ayağa kalkıp seyircilerin önüne gelirler. Şarkıyı söylerler. Şarkının bitiminde hep birlikte selam verirler.

 

 

                                                                   SON   

About these ads