Ali: Çocuklar, Necla ile Ersin tam bir haftadır birbirleriyle dargınlar.
Osman: Ya, ya… Ölsek barışmayız, diyorlar.
Nuri: Arkadaşlar ne yapalım edelim, şunları barıştıralım.
Abidin: Haydi Osman gidelim, sen Necla’yı getir, ben de Ersin’i. Bugün bu işi bitirelim. (İki çocuk gider.)
Ali: Benim aklıma güzel bir fikir geldi.
Nuri: Nedir o?
Ali: Barışmak için Çocuk Bayramı’dan güzel sebep olur mu?
Nuri: Yaşa Ali, bu yerinde bir akıl.
(O sırada bir taraftan Necla, öbür taraftan Ersin gelirler)
Osman: Necla’cığım bizim içimize sinmiyor. Artık Ersinle barışıverin.
Necla: Asla barışmam!
Ersin: Hele ben hiç barışmam. Çünkü ayağıma basıp da özür dilemeyen O.
Ali: Ne yazık… Atatürk’ün ruhu şimdi üzülüyor.
Necla: Neden?
Ali: Görmüyor musun, 23 Nisan Çocuk Bayramı geliyor?
Nuri: Atatürk bu bayramı neden Çocuk Bayramı demişti? Türk çocukları el ele verip birlik olsun, iyi yetişin, ilerde vatanı iyi korusun diye.
Osman: Siz ise, şimdiden darılıyorsunuz.
Ersin: Atatürk’ün ruhunu hiç üzemem, ben barışıyorum.
Necla: Ben de üzemem, barışırım.
(İki çocuk birbirine sarılır.)
Nuri: Yaşasın bayram, yaşasın Ali’nin aklı!

About these ads